6 Ağustos 2013 Salı

ADLİ-TATİL ( Gezi/Anı)


ADLİ-TATİL           Gezi-Anı

(26.07.2013-02.08.2013 Marmaris-Rodos )

Bir yılın yorgunluğunu, stresini  atmak için  Marmaris’ e  ve oradan da günübirlik Rodos’a gitmeye karar verdik, eşim Deniz ve oğlum Berk’le, Adli Tatilde…

Ailece her tatil öncesi olduğu gibi uyumadı Deniz, dönüşte tertemiz bulmak için evi. Bense uyumuştum erkenden , tek şoförle katetmek kolay değildi onca yolu.. arada çamaşır makinasının sesi kulağıma, tavan ışığı gözüme doluyordu gece uyandığımda…


 

 

 

 
Minnoş…bahçede beslediğimiz kedimiz o sabah da bizi uğurlamaya gelmişti arabanın yanına kadar, işe gittiğimizi sanarak… bağaja konulan valizlere ne anlam yüklemişti, bilemiyorum. Önüne koyduğumuz yemeği yerken bahçede…-ve bir gün önce bir haftalık yiyeceğini komşumuza emanet ederek-biz de usulca yola koyulduk.
                                       
Pendik’te Yalova feribotunu beklerken martıların ve kedilerin hareketlerini izledik bir süre, hayvanlar açtı, bir lokma yiyecek için martılar kedilere kediler martılara saldırıyordu.

                                                     

Susurluk ve Manisa da kısa süreli molalar vererek Marmaris’e ulaştık. Marmaris’ te görevli bir yeğenimin gönderdiği araç eskortluğunda otelimize yerleştik.

                                 

Açık büfe sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil otelimiz  plajı ile ünlü İçmeler’ de, ormanlık arazi içerisinde ,yüksekçe ve güzel manzaralı bir yerde idi. Yemek yanında bir litre suyun 3 TL den bir litre kola 12 TL den satılması ise pek güzel değildi.

                                                    

Gece İçmeler Plajı’ nda dolaşmak, “ay’ı tutmak”, eğlence mekanlarında şovları izlemek güzeldi. Turistlerin animatörlerin sokağa taşan halaylarını izlemek ayrı bir keyifti.
 

 

 
                                                   

Günübirlik gidişler için vize gerekmiyor Rodos’a ,bir gün önceden pasaportunuzu teslim ediyorsunuz acentaya, yeşil pasaportu olanlar ise aynı gün  bilet alıp gidebiliyor. Bilet satış yeri ile katamaranın kalktığı liman arası biraz mesafeli.Bir saati aşkın bir yolculuktan sonra varıyoruz Rodos limanına. Berk’ in bir gün öncesinden cep telefonununa internetten yüklediği Rodos bilgilerinden de yararlanarak ve araç kiralayarak dolaşmayı düşündük önce.. O sırada Mercedes marka aracını taksiye dönüştürmüş Mihallis yaklaştı yanımıza ve ingilizce olarak ve elindeki Rodos haritasında yerlerini göstererek bize Rodos u gezdirebileceğini ve bir saatlik tur için 50 euro istediğini söyledi. Gerçi ben geçen yıl da gelmiştim  Rodos a,  ancak klavuzluk yapabilecek kadar bilgim yoktu. Araç kiralamaktansa klavuzluk edecek şöförüyle taksi tutmanın daha akıllıca olduğuna karar verdik.

                                    

Rodos (Rhoedes) Ege Denizi'nde ada, Oniki Adaların en büyüğü, Türkiye kıyılarına sadece 18 km (11 mil) uzaklıkta.  Adanın 2004 nüfusu 130.000 olup, bunun 55.000'i Rodos şehrinde yaşamaktadır. Rodos şehri Yunanistan'ın On iki Adalar  idari bölgesinin  Rodos ilinin  merkezidirDünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli (Kolossos) MÖ 280 yılında Dorlar tarafından Rodos liman girişinde inşa edilmiştir. Rodos adasındaki Rodos şehrinin limanının girişinde bir zamanlar bulunduğuna inanılan Yunan tanrısı Helios'un heykelidir. Rodos Adası sakinleri tarafından MÖ 305-304 tarihleri arasındaki bir yıllık kuşatmadan kurtulunca sevinçlerini bir heykel dikerek ifade etmişler. Heykeltraş Lindoslu Khares'in yaptığı Güneş Tanrısı Helios'u simgeleyen heykel 32 metre yüksekliğindeydi ve tunçtan yapılmıştı. Liman girişinde duran heykelin bacaklarının arasından gemilerin geçtiği şeklinde bir söylence vardır ancak o zamanların yapım teknikleri ve malzemeleriyle böyle bir heykelin yapılması mümkün değildir. Heykel MÖ 225 veya 226'daki bir depremde yıkılmış, birkaç asır yan yatmış halde kalmış. Ayrıca bu heykel Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak kabul edilmektedir.(Kaynak:Wikipedia)  
 
                              

                      

                                          

Rodos’ un 3 simgesi olduğunu söylüyor bize Mihallis : 1.Hibiskus Çiçeği , 2. Kolossos ve 3. Geyik

                                   

Mihallis, bir saatlik programına uygun olarak görülmesi gereken yerlerde durarak bizleri bilgilendirdi , bazen de isteğimiz üzerine fotoğrafımızı çekti.

                                    

Kiliseyi gezdik.Daha sonra yaptırılan Süleyman Camii sini - girişi hasarlı olduğu için-dışardan da olsa gezdik.

                                                  

 
                                                                                                                                                                          

Rodos –bazı tarihi yapılar.


Yunanistan’ ın ilk olimpiyat şampiyonu Diagoras ve iki oğlu

 

Apollon Tapınağı kalıntıları.        



 


 


Michalis:  “Rodos u işgal etmek isteyenlerle  (Yunanlılar, Osmanlılar..) , onlara  karşı  direnen Rodos halkı ve şövalyelerinin o kadar çok kanı akmış ki, kalenin bu kapısı ve   su hendeği  kana boyanmış, bu nedenle bu kapıya Red Gate denmektedir “  

Rodos şehrinde ve Lindos da  gezilmesi görülmesi gereken çok yer var. Lindos , Kelebekler Vadisi , plajları, müzeler  vs.   Michalis’ in dediği gibi adayı gezebilmek için dört güne ihtiyaç var.  Michalis’ in dediği gibi : “ Look look... the time is not problem. The Problem is Money.”   diyor, yani parası verildikten sonra kendisi için zamanın sorun olmadığını söylüyor. Oysa bizler için ikisi de sorun J  Dürüst ve içten rehberliği için  teşekkür ediyoruz Michalis’e .


Esnafın oldukça saygılı ve içten davrandığını söylemeliyim. Alış veriş için girdiğimiz dükkanlardan alış veriş yapalım yapmayalım hep güler yüzle ve “bay bay” diye uğurlandık. Kendisini “Yerli Türk” olarak tanımlayan kimi esnafın ise diğerlerine göre neden daha  soğuk durduklarına  ise bir anlam veremedik.


 Bu güler yüzlü esnaflardan biri de bu adada tanıştığımız  ikinci Michalis idi.



Rodos’ un ara sokaklarından

                                   

İkinci Dünya Savaşında Naziler tarafından öldürülen Yahudiler anısına dikilen anıt önünde yapılan anma törenini izledik.

                                                

Ancak, yarım saat önce kapanmış olması nedeniyle müze yi ( Sinegog) gezemedik.

                                 

                                                               Virjin Kilisesi  ( 14.yüzyıl)

                                      
                                                                  Ağa Camii

 
Dönüş saatimiz yaklaştığı için  Rodos Limanı na geldik , pasaport kontrol işlemlerinden sonra katamaranla Marmaris’ e döndük. Güzel bir geziydi . Ertesi gün otelimizi değiştirdik, geçen yıl da kaldığım ve beğendiğim otele geçtik. İngiliz, Rus ve Almanların yoğunlukta olduğu plajlı, havuzlu otelde sosyal aktiviteler de çeşitli ve güzeldi. Herşey dahil açık büfede yemekler de çeşitli ve lezzetli idi, en güzeli içtiğiniz suya ya da kolaya değil hiçbir şeye ekstra ücret ödemiyor olmanızdı.


                                   

Bir yılın beyin ve beden yorgunluğununun bir kısmını havuza bir kısmını da denize döktüm. Bir anda sanki farklı bir atmosfere girdim, İstanbul u unuttum, dosyaları, davaları, müvekkilleri.. unuttum. Şezlonga uzandım, biraz kitap okuyup tam dalmak üzereyken uykuya çalan cep telefonumun sesi ile ayıldım ; arayan bir müvekkilimdi. Süresinde itiraz edilmesi gereken bir tebligat gelmişti. Müvekkilimin ya da sekreterimin yapabileceği bir işlem değildi, benim yazmam, imzalamam ve yetkili merciye göndermem gerekiyordu.

                               

Kalktım, yanımda getirdiğim  smart PC den oğlumun cep telindeki internete bağlanarak  müvekkilimin mail yolu ile yolladığı belgeleri inceleyerek  itiraz dilekçesini hazırladım ve ertesi gün Marmaris Adliyesi’ ne giderek belgeyi muhabere yolu ile ilgili yere yolladım. Sonra tatilde bile görevini yerine getirebilmenin derin huzuruyla  İstanbul’ u –ikinci bir müvekkil telefonuna kadar- unutmaya ve dinlenmeye devam ettim.Bu arada arayan müvekkillerim arasında "İhsan Bey, tatildeymişsiniz, döndüğünüzde ararım" diyenler yanında  "Ha..tatildemisiniz, ne güzel.., bir şey soracaktım " deyip kapsamlı bir davayı aktarıp havuz ortasında "havuz problemi" ni çözmemi bekleyenler de olmadı değil .  Tatilde bile adli işlerin aksatılmadan yürütülmesinin bir gereği olarak sanırım bu adı vermişler : Adli-Tatil  , diğer türlü sadece “Tatil” denirdi J

                                    


Bir haftalık güzel bir tatilin ardından yeniden koyulduk yollara.. Muğla, Aydın, Manisa,Bursa..derken Yalova –Yenikapı feribotunu da kullanarak – bu arada gerek giderken ve gerekse dönüşte Berk’ in cep telefonunda navigasyonu açması ve bizlere rehberlik yapmasının da katkısını belirtmeliyim-  ara ara dinlenerek toplam on iki saatlik yolculuğun ardından İstanbul’a , evimize döndük.
 

                        

                                                            

Sitenin otoparkında kedimiz Minnoşun bizi karşılamış olması yol yorgunluğunu bir nebze de olsa unutturdu…

 

                                                                 İhsan BERKHAN

                                                             05.08.2013-İstanbul

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder